Bu Blogda Ara

Tanrı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tanrı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ekim 2014 Çarşamba

Necronomicon/Al Azif Kitabı - III


Necronomicon'un 3. bölümünde kapıların bulunduğu bölgeler ve doğal özellikleriyle sembolleri aktarılmaktadır. Aktarıldığına göre 7 yıldızın 7 tanrısının 7 mührü ve 7 rengi mevcuttur. 7 ayrı özdekle her biri ayrı basamaklara açılır. Yedi sayısı birçok din ve mitolojide geçen, sıklıkla karşılaştığımız bir rakam öyle değil mi? Pisagor da bazı sayıların önemini fark edip bu konuyu araştırmış ve 7 rakamını "dinin sayısı" olarak tasvir ederek yediyi "saygıya değer" rakam olarak adlandırmıştır. Yedi sayısı birçok ulus için önem taşır. Musevilerde Elohim'in sayısal değeri de yedidir. Ayrıca üçlü bir ruhani bedene ve dörtlü bir maddi bedene sahip olan insanın mistik sayısı da yedidir. Pisagor'a göre heptad yani yedi, Kozmik yaratıcıların, inşaatçıların, tahtın önündeki yedi ruhun sayısıdır... Neyse kısa bir hatırlatma yaptıktan sonra konumuza dönelim...

Kitaba göre ilk geçilecek olan Ay Kapısı'dır. Ay tanrısı Nanna bu bölgenin babasıdır ve çok yaşlı olan Nanna'nın çok uzun beyaz bir sakalı ile lapis lazuliden bir asası vardır. Damarlardaki kanın gizli gel-git yapmasına etki eder. Sayısı 30'dur, mührü gümüştür ve bu mühür ayın 13. gününde yuvarlak bir plakaya işlenmelidir. Mührün asla gün ışığı görmemesi ve saf ipekle sarılması gerekirken bir diğer yandan mührün ancak güneş battıktan sonra kullanılması ve büyücünün hiç kimse tarafından işlem sırasında görülmemesi gerektiği söylenmektedir. 

Mühürler ile açıklamalı yedi gök cismi, sayı, renk ve madenleri aşağıdaki şekilde aktarılmıştır;
1- Ay, tanrısı Nanna, sayısı 30, rengi gümüş, madeni gümüş.
2- Merkür, tanrısı Nebo, sayısı 12, rengi mavi, madeni civa.
3- Venüs, tanrıçası Inanna, sayısı 50, rengi saf beyaz, madeni bakır.
4- Güneş, tanrısı Shammash, sayısı 20, rengi altın, madeni altın.
5- Mars, tanrısı Nergal, sayısı 8, rengi koyu kırmızı, madeni demir.
6- Jüpiter, tanrısı Marduk, sayısı 10, rengi mor, madeni kalay - pirinç.
7- Satürn, tanrısı Adar - Ninib, sayısı 4, rengi siyah, madeni kurşun.

Bu sıralamanın ardından kitapta invoke edilecek gücün çağrısı için hazırlanmış 7 ayrı mührün tören alanına nasıl yerleştirileceğine dair tablo bulunmaktadır. Ortada yedi köşeli bir yıldız bulunur ve onun ortasında sıra ile İnanna, Marduk, Enki, Enlil, Shammash adlarının yazılı olduğu dikdörtgen bir levha bulunur. Her bir tanrı - tanrıça mührü yıldızın 7 ayrı sivri ucuna levhalar halinde yerleştirilir. Odanın dört köşesinde ayrı isimler yazılıdır. Sol üst köşede Shammash, sağ üst köşede Marduk, sol alt köşede Enki ve sağ alt köşede ise Inanna yazar.

Kapıları açmak için her bir kapının tanrı/tanrıçasına ait sayılar dikkate alınarak o kadar sayıda davet okunacaktır. Bunun için majisyen öncesinde hazırlık yapmalı, et yememeli, az besinle şekerli su içerek kendisini bu davete hazırlamalıdır. Sonrasında da Gözcü'nün davetine sıra gelir. Gözcü varlık Kthulu'nun adının geçtiği bir çağrı ve yıldızlı bir mühürle celp edilir. Çağrıların, meraklı demon ve hayaletleri kapının önüne çektiği söylenir. Her bir küre ve kapının açılması ciddi uğraş gerektiren işlerdir. Ayrıca bir de Ghuli adı verilen korkunç köpek yüzüne sahip olan demonlar da bölgelerde dolaşmakta ve insan kemiği çiğnemektedirler. Kapılardan geçiş için özel tılsımlar da gerekmektedir ve bütün bu bilgiler Necronomicon kitabında bulunmaktadır. 

Yine kitabın 6. bölümünde nekromansi uygulaması için yapılması gerekenler ve ölü celbi hakkındaki işlemler anlatılmaktadır. Burada damardan alınan kanla, doğmamış ya da yeni doğmuş bebeklerin yağları ile yapılan korkunç mumlardan bahsedilmektedir. Ayrıca kitapta dört ayrı defetme duası ve ritüeli ile adı geçen varlıkların obsesyonundan kurtulmak üzere korunma duaları da yer almaktadır. Ayrıca yine bu kitapta geleceği görebilmenin yolları da anlatılmaktadır.

Yunan filozof Proclus, notlarında Eski Kalde ve Mısır büyü yöntemleriyle büyünün tanrıçası Hekate ve demonları görebildiğini yazmış, Dr. John Dee ve asistanı da nekromansi ayinlerini bu kitabı kullanarak gerçekleştirmişlerdi. Necromicon'un 1586 basımlı ve çoğaltılmış çevirisinde Kale büyüleri açıkça verilmemiştir. Bu basının içinde tufan öncesi dönemlerle alakalı olan insan ırklarının kozmik hiyerarşisine, diğer küreler sistemlerine ve dünyayı etkileyen güç alanlarının iç yüzüne dair şifreli ifadeler bulunmaktadır. 

Okültizm ve Enerji
Ferda Ercan Uyulan

Necronomicon/Al Azif - II; Necromicon'daki Mezopotamya Tanrıları


Necronomicon'da 17 Tanrı ve Tanrıça adı geçmektedir. Bunlar;

Anu- Doğaüstü dünyaların kaynağı, göğün, samanyolunun, yağmur damlalarının yöneticisi ve sahibidir. Yıldızlar onun savaşçılarıdır ve göksel cennete dayanırlar. Annunaki'ler ise Anu'nun oğlu Enlil'in yönetiminde olan ikinci dereceden tanrılardır. Bunlar yeryüzü sularının derinlerindeki karalarda yaşarlar ve bir bakıma yer altı tanrıları sınıfına dahil olurlar.

Apsu-  Abyss, yani karaların üzeride yüzdüğü derin deniz. Annesi Tiamat'tır ve Marduk tarafından esir alınır.

Anshar- Anu ve diğer tanrıların babası, gök tanrıdır. Kardeşi Kishtar (Kishu) dişil ilke ve yeryüzü tanrıdır. Anshar ise erildir.

Ea - Enki- Su, büyü, zeka ve sanatlar tanrısıdır. Kutsal gözün, büyücülerin efendisidir. Balık kuyruklu bir keçi olarak tasvir edilir. En iyi öğüt veren, kehanette bulunandır.

Enlil- Yazgının efendisi, Dünya, savaş, hava - rüzgar tanrısıdır. Yağmuru getiren, palmiye tohumlarını yayan, seli kurutan, dünyayı yöneten aktif ilkedir.

Ereshkigal- Tanrıça Ishtar'ın kız kardeşi ve Nergal'in eşidir. Yeraltı dünyası, cehennem tanrıçasıdır.

Gılgamesh- Herkül ile benzer niteliklere sahip yarı tanrıdır.

Ishtar- Sümerlerin Inanna'sı, Fenikelilerin Astarte'si, Mezopotamya tanrıçalarının en kıdemlisi, doğurganlık, Ay, aşk, savaş, cennet ve hüzün tanrıçasıdır. Yıldızı Venüs, kült hayvanı ise aslandır.

Kingu- Tiamat'ın tanrılarla savaşındaki generalidir. Kader tabletleri ve Kozmos'un kutsal planının koruyucusu, insan doğasının asi yanını ifade eder.

Marduk- Büyük Babil tanrısı, krallar kralı, yasanın bekçisi, büyük savaşçı ve şifacıdır. Kaosa karşı düzeni sağlayan, Tiamat'ı bozguna uğratan, tohum ve ağaçların bahar ve gün ışığıdır.

Neba - Nabu- Yazının, bilginin, söz söyleme yetisinin tanrısıdır. Tanrıların sözcüsü, günah ve sevapları ölümden sonraki yargı için kaydeden tanrıdır. 

Nergal- Yeraltı dünyasının, karanlıklar ülkesinin, ehennemin tanrısıdır. Diğer adı da Irregal'dir.

Ninhursag- Yer Ana, doğa tanrıçadır.

Shamas - Utu - Babbar- Güneş tanrıdır. Ay tanrısı Sin'in oğlu, karanlığın düşmanı ve adalet tanrısıdır.

Sin- Ay tanrıdır. Bilge, ketum ve kötü ruhların düşmanıdır.

Tammuz - Dumuzi- Tarım tanrısıdır. Aynı zamanda Ishtar'ın yılın bazı dönemlerinde yeraltında yaşayan eşi olarak bilinmektedir.

Tiamat- İlkel derinliklerin ve kaosun ejderha formlu tanrıçasıdır. Agnostikler tarafından Leviathan olduğu düşünülmektedir. 

9 Eylül 2014 Salı

Tanrılar ve Tanrıçaların Arketipleri ve Enerjilerinin Kullanımı


İnsanların geçmişte gök cisimlerine tapmaya başlaması, daha sonra, doğa olaylarına, toprak ateş gibi elementlere ve bazı hayvanlara tanrısallık ifadesi yüklemeye yönelmeleri doğal bir gelişim süreciydi. Sonuda birçok tanrı ve tanrıça, ad, form ve sembolleriyle dünyayı insan zihinlerinde etkiler hale gelmişti.

Gördüğümüz birçok şeye verdiğimiz anlamlar nedeniyle, Ay'dan rüzgara, topraktan yılana, ateşten böceğe de uzanan skalalarda; tanrı, tanrıça form, sembol ve adları ortak bilincimizden kaynaklanan kurgularla tasarlanmıştı.Tanrılar ve tanrıçalar, değişik inanç ve tapım metodları ve karmaşık bazı yöntemlerle enerjilendirilmiş bir durumdadırlar. Bunun yanı sıra, yine her birisine ayrı kavramlar giydirilmiş; ölüm, doğum, şifa, karanlık, güzellik, iyilik, kötülük, bereket, doğurganlık tanrıları ve tanrıçaları gibi hallerle sınıflandırılmışlardır. enerjilendirilen bu formlar, astral alemin belli katlarında beklemektedirler. onlar adeta bir prototip gibidirler.


Mesela mitolojilerdeki CERES'i ele alalım. Ceres, Roma mitolojisinde, anne sevgisinin ayrıca büyüyen bitkilerin tanrıçasıydı. Eski Yunan'da Demeter olarak adlandırılıyordu. Norveç mitlerinde Kyrja veya Valkyrie olarak bilinir. Cronos ve Rhea'nın kızlarıdır. Günümüzde de Ceres tapımı yine sürdürülmektedir. 

Roma Panteonu'nun başlıca 12 Tanrı ve Tanrıçası şunlarıdr;
JUPITER - (ZEUS) Gökyüzü ve adalet tanrısı,
JUNO - (HERA) Gökler, evlilik, kadınlar tanrıçası,
MINERVA - (ATHENA) El sanatları, bilgelik ve savaş tanrıçası,
VESTA - (HESTIA) Ocak ve devlet tanrıça,
DIANA - (ARTEMIS) Av, ay, bekaret, doğum tanrıça,
VENUS - (AFRODIT) Aşk, güzellik, doğurganlık tanrıça
MARS - (ARES) Kahramanlık, savaş tanrı
MERCURY - (HERMES) Ticaret ve hız tanrı,
NEPTUN - (POSEIDON) Deniz, deprem ve atlar tanrısı,
VOLKAN - (HEPHAESTUS) Yangın ve demirciler tanrısı,
APOLLO - (APOLLON) Işık, şifa, müzik, şiir, okçuluk tanrısı,
CERES - (DEMETER) Doğa, toprak, bereket, tarım ve mevsim tanrıçası.


Toprak tanrıçası olarak Ceres, hasat zamanı ve tarım işlerinin döngüsünü düzenleyici güç alanı olarak tapınılagelmişti, genellikle adına domuz kurban edilirdi. onun sırları mitolojide Eleusis sırları ile beraber anlatılır ancak bunlar oldukça zorlayıcı deneyimlerdir ve disiplin gerektirir. bu arketipin şifa enerjisi aktarmakta da kullanılabilen bir yönü bulunmakta. Ceres, Başak burcu ile de ilişkilendirilebilir ve sonuçta kendisinden bir şeyler beklenip adına çağrı yapıldığında şifa aktardığına inanılır.

Buraya kadar anlatmak istediğim konu, açıkça tapınılmış veya tapınılmaya devam eden tanrılar ve tanrıçaların adlarında tapınma yolu ile birikmiş mevcut enerjilerdir. Bunlardan birinin adına yapılacak davet, ona yüklenmiş bulunan ve belli bir alanda bekleyen enerjiyi harekete geçirebilir. Buradan enerji çekilebilir, gönderilebilir. Herhangi bir astral katta beklemektedir. Enerjinin sakınımı yasasına göre, ona yollanan bunca enerji, tapım ile astraldeki gölgesi paketlenmiş gibidir, orada durmakta ve dağılmamaktadır. Hala daha tapınılıyorsa, bu, onun arketipinin belli ölçüde enerjetik olarak daha verimli kullanımına da yol açacaktır. 


Tarihin kapıları açıldığından beri insanlar, nehirlerin, pınarların, güzel sanatların, şafağın, bahçelerin, kırların, uykunun bile tanrı ve tanrıça prensiplerini düşünüp adlandırdılar. Adlarının anılmasının ve formlarının üretilmesinin yeniden enerjilenmelerini sağlayacağı, hatta frekanslarının titreştiği güç alanlarını diri tutacağı düşünülür. En önemlisi de, arketiplerinin barındırdığı gizli gücün anlaşılmasıdır. Bazı gizem kültleri bu enerjiyi oldukça farklı amaçlar için de kullanmak istemiştir. 

Ferda Ercan Uyulan
Okültizm ve Enerji